Sıtma

Sıtma

Sıtma, dişi Anofel cinsi sivrisineklerin ısırması ile insana geçen plazmodiumlar sonucunda yüksek ateş ve nöbetlerden oluşan hastalık çeşididir. Bu hastalık, dünya genelinde yaygın olarak görülür. 

Çok eski tarihlerden beri var olan sıtma hastalığı, plazmodiumun çeşidine göre evreleri değişebilir. Erken teşhislerde tedavi süreci ve korunma daha kolaydır. Erken teşhis edilmediğinde hastalık ölümle sonuçlanabilir.

Kolay bir şekilde yayılabilen bu hastalık, Asya ve Afrika kıtalarında yaygın olarak görülür. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyada bu hastalığa yakalanan, yaklaşık olarak 200 milyon kişi vardır. Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de; Mersin, Gaziantep, Adana, Osmaniye ve Kilis başta olmak üzere genellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaygın olarak görülür. 

BÖLÜM 1
Tarihçesi

Tarihteki geçmişi, MÖ 4 ve 5. yüzyıllara dayanan Sıtma hastalığı, Avrupa'da "Malarya" olarak adlandırılır. MÖ 400'lerde Mısır'da yaşayan bilim adamı Hipokrat, ele aldığı tıp kitaplarında sıtma hastalığını "Bataklık bölgelerde yüksek ateş ve dalak büyüklüğüne neden olan bir hastalık" olarak tarif etmiştir.

Hastalığın asıl nedeni bulunmadan önce, yaygın olarak bataklık bölgelerde görüldüğü için,  akşamları ortaya çıkan kokudan yayıldığı düşünülmüş ve bu yüzden de akşamları bataklık alanlara gitmek yasaklanmıştır. Sıtma hastalığının  sivrisineklerin ısırması ile meydana geldiğini ilk olarak ve 1894'te Manson bulmuştur. Bu hastalık yüzünden Amerika, Rusya, Brezilya, Haiti, Mısır ve Etiyopya gibi ülkelerde 100 binlerce kişi yaşamını yitirmiştir. Hastalığın ölümle sonuçlanması günümüzde de devam etmektedir.

BÖLÜM 2
Belirtileri

Sıtma hastalığının genel olarak belirtileri nöbetlerle oluşmaya başlar. Parazit olan plazmodiumun türüne göre nöbetlerin görülme sıklıkları değişir.

Hastalığın genel belirtileri;

  • Titreme ve beraberinde ateşin yükselmesi, 
  • Kansızlık,
  • Solunum güçlüğü çekmek,
  • Yüksek nabız, 
  • Aşırı derecede terleme,
  • Baş ağrısı, 
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Karın ağrısı,
  • Anemi,
  • Kasılmalar, 
  • İshal, 
  • Kas ağrısı, 
  • Derinin kurumasıdan dolayı vücut sıcaklığının artması,
  • Dalağın yırtılması ile oluşan iç kanama,
  • Karaciğer ve dalakta şişme. 

BÖLÜM 3
Tedavisi

  • Sıtma hastalığının ileri evreleri için, en fazla 24 saat içinde teşhis konulup, ona göre tedaviye başlanılmalı. Eğer tedaviye hemen başlanılmazsa hastalık ölümle sonuçlanabilir.
  • Hastalar, hastahanede ve hijyenik bir ortamda tedavi edilmeli.
  • İleri evrede olmayan bir sıtma hastalığı, doktor tarafından verilen ilaçlarla evde de tedavi edilebilir.
  • Kullanılan ilaçların asıl amacı, plazmodiumdan dolayı vücuda yayılan enfeksiyonu temizlemektir.
  • İleri evrede ki hastalıklarda, tedavi sürecinden sonra daha dikkatli olmak gerekir. Çünkü karaciğere yapışan bakteriler sonradan tekrar ortaya çıkabilir.
  • Hastalığın tekrardan oluşmaması için ilaçlar uzun süre kullanılmalı.
  • Doktorlar tarafından verilen ilaçlar bölgelere göre değişebilir. Çünkü her bölgede hastalığın ilerleme hızı aynı değildir.
  • Sıtma hastalığının yaygın olarak görüldüğü bölgelere yapılacak sayahatlerden önce ve sonra ilaçlar kullanılmalı.
  • Genel olarak hastalığın tedavisinde "Klorokin" adı verilen ilaç kullanılır.
  • Sıtma hastalığının ilaçları sadece, Sıtma Savaş Dispanseri'nde bulunur. Genel olarak sıtma hastalığın tedavisi, bu kurumun oluşturduğu hastane ve sağlık ocaklarında yapılır.
  • Hastalar, hastahanelerde uzun süre yatışlar ile tedavi edilir.
  • Tedavi sürecinde kuvvetli besinlerle ilaveler yapılır.
  • İlaçlar, önlem ve tedavi amacıyla, olmak üzere iki şekilde kullanılır.
  • Tedavi için Klorokin, Kinin ve Pramikin ilaçları kullanılır.
  • Önlem için kullanılan ilaçlar genellikle bir hafta önceden kullanılmaya başlanır ve bu yüzden de bakterilerin vücuda karışması önlenmeye çalışılır.
  • Tedavi için kullanılan ilaçlar, parazitlerin yayılmasını engeller ve zamanla azalıp bitmesini sağlar. 

BÖLÜM 4
Hastalıktan Korunma Yolları

  • Yapılacak seyahatlerde dikkatli olmak gerekir.
  • Seyahatlerden önce ve sonra koruyucu ilaçlar kullanılmalı.
  • Seyahatlere, kişiye özel risk değerlendirmeleri yapıldıktan sonra gidilmeli.
  • Gidilecek yerin özellikleri önceden araştırılmalı.
  • Özellikle daha önce bu hastalığa yakalanmış olanlar, daha dikkatli olmalı.
  • Anofel sivrisineği genellikle geceleri beslendiği için, açık alanlarda uyunulmamalı. 
  • Vücudun tamamını kapatan elbiseler tercih edilmeli.
  • Böcek kovucu ilaçlar kullanılmalı.
  • Yaşanılan yerlerde pencerelere sineklik takılmalı, 
  • Vantilatör kullanılarak evin içinde bulunan sinekler kovulmalı.
  • Sivrisineklerin çok olduğu bölgelerden mümkün olduğu kadar uzak durmak gerekir. 

Bu İçeriğe Tepki Ver

0
Bravo
0
Sevdim!
0
Çok iyi!
0
Hoş değil!
0
Yok artık!
0
Kızgın:!
0
Çok acı!

Üyelerimizin Yorumları

Yazar Bilgisi

Balık Yağı
Çocuklarda Zehirlenmeler
Polikistik Over Sendromu
Tüp Bebek
Boş Gebelik
Tansiyon