Karakoyunlular

Karakoyunlular

1351-1469 tarihleri arasında Doğu Anadolu, İran, Irak, Azerbaycan ve Gürcistan’da hüküm sürmüş bir Türkmen Devleti'dir . Çeşitli Oğuz boylarına bağlı Türkmen oymakları ile birkaç Kürd aşiretinin, 14.yüzyılın ortalarında, Moğol hakimiyetinin bitmesiyle beraber siyasi bir güç olarak, Kuzey Irak, Doğu Anadolu ve Batı İran’da ortaya çıkmışlardır. 

BÖLÜM 1
Kökeni ve Kuruluşu

Kökeni ve Kuruluşu

Karakoyunluların; Baharlı, Duharlı, Ağaçeri, Ayınlı, Cakirli, Döğer ve Alpavut gibi Türkmen aşiretleri ile Kara Ulus gibi Kürd egemenliklerini altına girmiştir. Bu aşiretler yayla-kışla hayatı yaşamışlardı.Tarih kaynaklarında Barani de denilen Karakoyunlu aşiretinin Türkistan’da Moğol istilasından kaçarak, Fırat ve Dicle nehirlerinin doğusunda yerleştikleri; Aladağ’da yayladıklarını, kışı Diyarbakır’da geçirdikleri biliniyor. Karakoyunlu aşireti de aynen Akkoyunlu aşireti gibi, Türkistan’da Gazkurd bölgesinden İran’a oradan da Doğu Anadolu’ya ve Irak’a kadar gelmişlerdir. Karakoyunlulann tarih sahnesine çıkışı, İlhanlıların 1335 ’ten sonra çöküşüyle başlar. Ancak, güçlü bir siyasal örgüt olarak değil. Karakoyunlular'ın güçlü bir devlet olarak ortaya çıkmaları , 1402 yılında Timur istilasından sonra olmuştur. O dönemde Akkoyunlular ve Karakoyunlular, henüz gerçek bir düzen ortaya koymamışlardır. Akkoyunlular ve Karakoyunlular, 15. yüzyılda Timur istilalarının yol açtığı büyük çöküntü nedeniyle, bu yörelere egemen olmuşlardır.

BÖLÜM 2
Liderleri ve Siyasi Eylemleri

Liderleri ve Siyasi Eylemleri

Akkoyunluların rakipleri olan Karakoyunlular, Doğu Anadolu’da, Mezopotamya ve İran’da yöresel beyler durumuna geldiler.Karakoyunlu aşiretinin ilk reisi Bayram Hoca 1380 yılında, Musul’u, Moğol aşiretlerinden alarak, kardeşi Birdi Hoca’ya vermiştir. Musul ile Erzurum arasında yayla-kışla hayatı yaşayan Karakoyunlular, bu bölgedeki otorite boşluğunu doldurmaya başladılar ve etraflarında çeşitli Türkmen ve Kürd aşiretlerini topladılar. Mardin civarındaki Artuklu hükümdarı Melik Mansur ile Celayiri hükümdarı Sultan Üveys, bu aşiretlerin siyasi birlik oluşturmasını engellemeye çalıştı. 1366 yılında Celayiri Sultan Üveys, Birdi Hoca’yı esir aldı ve Musul’u ele geçirdi. Bayram Hoca, 1374 yılına kadar, Musul, Erciş ve Sincar taraflarında Celayirilere tabi olarak kaldı. Bayram Hoca 1380’de öldü. Oğlu olmadığı için yerine kardeşi Türemiş’in oğlu Kara Mehmed geçti. 1388’de Tebriz’i Timur’dan geri aldı. Komutanlarından Pir Hasan’ ın başlattığı isyanı bastırırken katıldığı bir savaşta öldü (1389). Kara Mehmed , başlangıçta amcasıyla aynı siyaseti izledi. Ancak daha sonra, siyasetini değiştirdi. 1382’de Celayiri Şehzade Ali’yi yenmesi, ona Türkmenler arasında büyük bir ün kazandırdı. Celayiri tahtına Ahmed geçti. Kızını Celayiri Sultanı Ahmed ile evlendirdi. Artuklular'ın elindeki Mardin’i kuşattı ve Artuklular ile barış imzaladı. Bu barış 1409’da Artukluların yıkılmasına kadar devam etti. Kara Mehmed, Akkoyunlular tarafından tehdit edilen Erzincan hükümdarı Mutahharten’e yardım etti ve Akkoyunlu beylerini mağlup etti. Akkoyunlu beyleri, 1386’da Kayseri’de Kadı Burhaneddin’e sığınmak zorunda kaldılar. 1387’de Tebriz’i ele geçirdi. Timur, Kara Mehmed’i, hac kafilelerine saldırmakla suçladı ve Tebriz’in kendine teslim edilmesini istedi. Kara Mehmed, Tebriz’i Timur’un askerlerine teslime etmek zorunda kaldı. 1388’de Tebriz’i Timur’dan geri aldı. Komutanlarından Pir Hasan’ ın başlattığı isyanı bastırırken katıldığı bir savaşta öldü (1389). Yerine oğlu Mısır Hoca geçmiştir. Mısır Hoca’nın çok kısa bir süre beylik yaptığı biliniyor. 1389’da Mardin hükümdarının da yardımıyla Karakoyunluların başına Kara Yusuf geçmiştir. Kara Yusuf’un egemenliği 1420 yılına kadar sürmüştür. Onun saltanatının ilk döneminde Karakoyunlu beyleri arasındaki iç çekişmeler sona erdi. Kara Yusuf, 1392’de Tebriz’e geldi. Ancak Timur tehlikesi yeniden belirdi. Karakoyunlu komutanlarından Birdi Hoca Oğlu Yar Ali ile Erbil Bey'i Şeyh Ali, Timur’a hediyeler sunarak itaatleri bildirdiler. Timur, 1394’te Muş civarında Kara Yusuf’u yakalamak istediyse de başarılı olamadı. Timur, Erzurum yakınlarındaki Avnik Kalesi'ne geldi ve burayı kuşattı. Kara Yusuf’un kardeşi Mısır Hoca Avnik Kalesini 1394’te teslim etmek zorunda kaldı. Timur, buradan geri döndü ve Anadolu içlerine ilerlemedi. 1396’dan sonra yeniden Anadolu’ya gelen Timur’dan korunmak için Kara Yusuf, Celayiri Sultan Ahmed ile birlikte Memluk sultanına sığınmak istedi. Ancak, Memluk Sultanı, onları kabul etmedi ve Şam’da hapse attırdı. Bunun üzerine 1400 yılında Osmanlılara sığındı. Yıldırım Bayezid, Karakoyunlu Kara Yusuf ’a Aksaray Sancağı'nı dirlik olarak verdi. Timur, Yıldırım Bayezid’e çeşitli mektuplar göndererek, Kara Yusuf ’un kendisine teslim edilmesini istedi. Ancak, Yıldırım Bayezid, bunlara aldırış etmediği gibi, Erzincan üzerine yürüdü ve Erzincan’ı aldı. Burayı, Kara Yusuf ’a verdi. Ankara Savaşı'nın önemli nedenlerinden biri, Yıldırım Bayezid’in, Karakoyunlu Kara Yusuf ’u koruması ve Erzincan ’ı ona vermesidir. Kara Yusuf, kısa bir süre sonra, kendi isteği ile Osmanlı ülkesinden ayrıldı. Timur’un siyaseti, Kara Yusuf ile Musul hakimi Pir Hasan’ın oğlu Hüseyin Bey'i karşı karşıya getirmekti. 1403 ’te Bağdat’ı ele geçirmeye çalışırken, karısı Timur tarafından esir alındı, kardeşi Yar Ali öldürüldü. Kendisi Şam’a kaçtı. Kara Yusuf Şam naibi Şeyh Mahmudî tarafından korundu fakat Celayiri Sultan Ahmed de Şam’a gelmişti. 1405’te ülkeyi paylaştılar. Bu paylaşıma göre Azerbaycan Kara Yusuf ’ a, Arap Irak’ı da Celayiri Sultan Ahmed’in hissesine düştü. Kara Yusuf, 1405 yılında Avnik Kalesi'ni ele geçirdi . Türkmen aşiretlerinin desteğini aldı ve Timur’un torunu Ebubekir Mirza üzerine yürüdü. 15 Ekim 1406’da Aras Nehri kenarında ve Tebriz’de yapılan savaşlarda Ebubekir Mirza’nın askerlerine üstünlük sağladı. Serdrud zaferiyle (13 Nisan 1408), İran Azerbaycanı’nın çoğunu ele geçirdi. Komutanlarından Bistam Bey, Sultaniye ve Kazvin’i ele geçirdi. 1409’da Diyarbakır önlerine geldi ve Akkoyunlu Bey'i Kara Osman’ı yendi. Mardin’i ele geçirdi ve böylece Artuklu devletine son verdi. 1410’da Erzincan’ı Mutahharten’in torunu Şeyh Hasan’dan aldı. Celayiri Sultan Ahmed’i 1410’da Tebriz civarında yendi. Bu savaşta, Celayiri Sultan Ahmed, öldürüldü. Ölümünden önce Celayiri topraklarını Kara Yusuf’un iki oğluna bıraktığında dair belgeler alındı. 1411’de oğlu Pir Budak’ı Karakoyunlu sultanı ilan etti. Baba ile oğlu, birlikte hükümdarlık ettiler. Bağdat’ı ele geçirdi. Bölgede güçlenen Karakoyunlulara karşı, Gürcü Kralı, Şirvanşahlar ve Şeki hakiminden oluşan bir güç muhalefet etmeye başladı. 1412’ de Yusuf Bey, onları Kür boylarında yendi. 141 7 ’de Akkoyunlu Kara Yülük Osman bey üzerine yürüdü. Birçok kez onu mağlup etti. Kara Yülük Osman Bey, Kahire’ye kaçmak zorunda kaldı. Antep ve Birecik, Karakoyunlular tarafından yağma edildi. Ekim 1418’de oğlu Pir Budak, Mardin yakınlarında öldürüldü. Kara Yusuf, oğlunun ölümünden dolayı yas tuttu. Timurlular, Akkoyunlular ve Memlükler ile mücadeleye devam etti. Doğudan yeni bir tehlike belirdi. Timur’un oğlu Şahruh, Sultaniye ve Kazvin’i, Karakoyunlu Yusuf’tan istedi. Yusuf Bey, bu teklifi kabul etmedi. 13 Kasım 1420’de Şahruh’a karşı bir sefer esnasında, Tebriz’in güneyinde, Ucan’da öldü. Öldüğü zaman Karakoyunlu devletinin sınırları, Erzincan’dan Kazvin’e; Gence’den Bağdat’a kadar uzanıyordu. Kabri, Van Erciş’te yaptırdığı zaviyesindedir. Kara Yusuf’un ölümüyle ordunun hemen dağılmıştır. Kara Yusuf, hangi oğlunun tahta geçeceğini vasiyet etmemişti. Ancak, Türkmen aşiretleri, oğlu İskender Mirza’yı hükümdar yapmışlardır. Karakoyunlu İskender bey 1421’de Akkoyunlu Kara Yülük Osman’ı Nusaybin civarında yendi. Aynı yılın Ağustos ayında ise Eleşkirt Ovası'nda Şahruh’un ordusuna yenildi. Timur’a bağlı olan Hakkâri ve Bitlis hakimleri üzerinde egemenlik kurmaya çalıştı. 1425’te Van’ı ele geçirdi. 1427’de Ermenilerin elinden Maku Kalesi'ni aldı. 1428’de Zencan ve Kazvin’i aldı. 1429’da Selmas’ta Şahruh’un ordusuna yenildi. 1430’da İran Azerbaycan’ına tekrar hakim oldu. Şahruh, İskender Bey ile kardeşi Cihanşah’ın arasını açtı. Cihanşah, Şahruh’a bağlılığını arz etti. Cihanşah, Şahruh’un desteklediği bir ordu ile ağabeyi İskender üzerine yürüdü. İskender Bey, önce Erzurum’a kaçtı, daha sonra da Osmanlı Sultanı II. Murad’a ait olan Tokat Kalesi'ne sığındı. 1436’da Şahruh, bu bölgeleri, Cihanşah’a verdi ve Horasan’a gitti. Karakoyunlu İskender Bey, Osmanlı'da saygı gördü. 2.Murad’ın yardımıyla ülkesine döndü. Kardeşi Cihanşah ile Tebriz civarında bir dizi savaş yaptı ama bunların hiçbirini kazanamadı. Mayıs 1438’de oğlu Şah Kubad tarafından öldürüldü. 1438’den sonra Cihanşah, Karakoyunlu ülkesinin tek hükümdarı oldu. Cihanşah 1440’ta Gürcistan üzerine başarılı bir sefer yaptı. 1446’da yeğeni İsfahan Mirza’nın elinden Bağdat’ı aldı. 1447’de Şahruh’un ölümüyle rahat bir nefes aldı. Kazvin ve Sultaniye’yi ele geçirdi. Daha sonra, 1452-1453 yıllarında Rey, Isfahan, Kirman ve Fars’ı da ele geçirdi. Irak’ta Muşaşaalar ile mücadele etti. Akkoyunlu şehzadeleri arasındaki taht mücadelelerine müdahale etti. 1466’da Bağdat’ı ele geçirdi. Neredeyse İran’ın tümü, Irak ve Doğu Anadolu, Cihanşah’ın egemenliğine girdi. 1467’de Akkoyunlu Uzun Hasan’ın üzerine bir sefer düzenledi. Bingöl ile Kiğı arasında Sancak mevkiinde Uzun Hasan’a yenildi ve öldürüldü. Ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgası başladı. Cihanşah’ın eşi Can Begüm’ün (Beyim) yardımıyla Hasan Ali, Karakoyunlu tahtına geçirildi.

BÖLÜM 3
Devlet Teşkilatı

Karakoyunlu devlet teşkilatı Celayiri devlet teşkilatına dayanıyordu. Celayiriler de İlhanlılardan etkilenmişlerdi. Dolayısıyla, Karakoyunlular'da Moğol devlet geleneklerinin etkisi vardı. Karakoyunlu hükümdarları, hakan, han, bahadır, sultan ve padişah unvanını resmen kullandılar. Kendilerine özgü bir saray teşkilatına sahiptiler. Saray görevlikleri arasında mühürdar, yasavul, sagavul, mirahur, rikabdar, yamçı, kuşçu, sofracı , şiracı, kitabdar ve inak denilen görevliler istihdam edilmişti. Sarayda, divanlar toplanır, devlet işleri hakkında karar verirlerdi. Taşra ise şehzade ve beyler tarafından yönetilirdi. Bu şehzade ve beyler aynen hükümdar gibi kendilerine has küçük bir maiyete malikti. Nöker adı verilen askerler beslerlerdi. Karakoyunlu paralarında dört halifenin ismi kullanılmıştır.

BÖLÜM 4
Eserleri

Tarihçiler, Cihanşah döneminde İslam ilimlerinin ilerlediği görüşündedir. İslam âlimlerinin akli bilgiler şubelerinin son temsilcileri sayılabilecek olan ve çoğu Seyyid Şerif Cürcani' nin öğrencilerinin yardımcısı olan Ali Kuşçu, Uluğ Bey, Muiniddin, Kadızade, Gıyaseddin Cemşid, Sadeddin Devvani ile bunun oğlu Celaleddin, Sadreddin Şirazi ve nihayet Hocazade gibi kişilerin yaşadığı bu devirde Cihanşah da akli bilgilere merak sardırıp, birçok şey öğrenmiş ve ilim erbabını himaye etmiş ve medreseler yaptırmıştı. Tebrizlilerin Gök Mescid dediği cami (Muzafferiye), Cihanşah Mescidi olarak da anılır. Cihanşah’ın eşi Can Beyim Hatun tarafından 25 Ekim 1465’te yaptırılmıştır. Bu mescidin taç kapısındaki kitabede Cihanşah: ''Sultanü'l-Azam Al-Muta'ü'l-Hakan... Ebu Muzaffer Sultan Cihanşah Bin Yusuf Noyan'' olarak geçer. Mir NimetulIah Bin Bevvab ile Mir Abdülvehab, binanın mimarlarıdır. Cihanşah, iyi bir şair olarak bilinir. Hakiki mahlasıyla yazdığı şiirleri zamanımıza kadar gelmiştir ve bir kısmı Türkçe’ye çevrilmiştir. Celaleddin-i Devan, Risale-İ Huruf adlı eserini; Şeyh Şucuaddin Bin Kemalüddin Kirmani, Hadikatü 'l-Maarif ve Şerh-i Gülşen-i Raz isimli eserlerini Cihanşah’a ithaf etmiştir. Cihanşah, Azerbaycan edebiyatında da önemli bir yer tutar. Cihanşah’ ın oğlu Pir Budak'ın da şiirleri bilinmektedir

Bu İçeriğe Tepki Ver

0
Bravo
0
Sevdim!
0
Çok iyi!
0
Hoş değil!
0
Yok artık!
0
Kızgın:!
0
Çok acı!

Üyelerimizin Yorumları

Yazar Bilgisi

Çernobil
Birleşmiş Milletler
Milli Bayramlar (Türkiye)
Dolar
Büyük Selçuklu Devleti
İsmet İnönü
Mustafa Kemal Atatürk
Çingeneler