Gingivitis

Gingivitis

Gingivitis dünyada insanlarda en fazla görülen enfeksiyonlardan bir tanesidir. Kelime olarak diş etlerinin enfeksiyonu anlamını taşır. Neredeyse tüm insanlar hayatlarında mutlaka bir defa gingivitis hastalığını yaşamaktadır. Birincil etkeni dişlerde oluşan bakteriyel plaklardır, ancak diş taşları bakteri plakları için oldukça elverişli tutunma alanları oluşturduğu için bu enfeksiyonun oluşmasında temel yapıtaşlarındandır. Dişler ve diş etleri arasında yerleşen bakterilerle dolu plaklar ortamdan uzaklaştırılmadığı taktirde diş etinde enfeksiyonu başlatır ve diş eti ile diş arasında bulunan oluk derinleşmeye başlar. Derinleşmeyle birlikte plak için tutunma alanları artar ve bu şekilde bir döngü meydana gelir. Yoğun olarak diş taşı bulunan insanlarda fırçalamayla dahi diş taşları ve plaklar uzaklaştırılamayacağı için gingivitisin tek tedavi yolu hekimin yapacağı diş taşı temizliği olacaktır. 

Gingivitis enfeksiyonu yaşayan kişilerin diş etleri ödeme bağlı olarak şişmiş, kızarmış ve küçük uyaranlarla dahi kanamaya meyillidir. Genellikle hastalar diş fırçalama esnasında oluşan kanamalardan şikayetçi olarak hekime başvururlar. Gingivitiste ağrı çok nadirdir ve genellikle bağışıklık sistemi düşmüş ve gingivitisi çok ilerlemiş hastalarda görülür. Tedavi edilmediği taktirde diş eti çekilmelerine, çok ilerleyen durumlarda kemik kayıplarına ve son aşamada(genellikle ileri yaşlı hastalarda) diş kaybına dahi sebebiyet verebilir.

BÖLÜM 1
Gingivitis Belirtileri

Gingivitis Belirtileri

Diş eti kanaması: Gingivitiste en sık görülen ve hastayı hekime getiren en önemli etkenlerden bir tanesi diş eti kanamasıdır. Ödeme bağlı olarak bölgedeki damarların sayısı ve çapı artmıştır ve buna bağlı olarak da diş etleri hafif uyaranlara dahi sızıntı şeklinde kanamayla tepki verir. Özellikle fırçalama sırasında veya elma gibi gıdalar ısırıldığında kanama kendini gösterir. Uyaran kalktığında kanama da kısa sürede son bulur. Kendi kendine oluşan diş eti kanamaları için hasta ayrıca tıp doktoruna başvurarak altında yatan etkenleri araştırmalıdır. Kan değerleri veya diğer bazı hastalıklar kendiliğinden diş eti kanamasına yol açabilmektedir. 

Şişlik ve kızarıklık: Diş etlerinin sağlıklı görüntüsü pembeye yakın renge sahip, portakal kabuğu şeklinde pürüzlü ve bıçak sırtı şeklinde sonlanan yapıdadır. Ancak enfeksiyona bağlı oluşan ödemle beraber diş etlerinde şişme meydana gelir ve diş etlerinin rengi kırmızıya dönerek yüzeyi düz ve parlak hale gelir. 

Ağrı: Dişeti enfeksiyonlarında ağrı çok nadir olarak görülür. Genellikle bağışıklık sistemi zayıf veya baskılanmış hastalarda yoğun diş plağı enfeksiyona eşlik ediyorsa ve ağız bakımı yeterli değilse gingivitis ilerleyerek ağrı yapacak düzeye gelebilir. Ancak hastaların çok büyük bir çoğunluğu ağrı şikayetinde bulunmazlar.

BÖLÜM 2
Gingivitisin Sebepleri

Bakteri plağı: Diş yüzeyine veya diş üzerindeki taşlara tutunan bakteri plakları buradan uzaklaştırılmadığı taktirde büyüyüp olgunlaşarak yerlerini her geçen gün daha derinleştirirler. Bunun sonucu olarak diş eti enfeksiyonu meydana getirerek diş eti cepleri oluşturmaya başlarlar. Oluşan bu cepler bakteriler için daha verimli tutunma alanları oluşturacağından dolayı hekim müdahalesi olmazsa hastalık her geçen gün ilerler ve kalıcı hale gelir.

Diş taşı: Diş taşları insanda üretilen tükrükteki minerallerin bakteri plakları ile beraber diş yüzeyine çökmesiyle oluşan yapılardır. Sigara kullanımı, çay, kahve gibi içeceklerin sık tüketilmesi ve kötü ağız hijyeni diş taşı oluşumunu hızlandıran faktörlerdir. Dişin üst kısmında yerleşebileceği gibi tedavi edilmeyen olgularda kök yüzeyini de kaplamaya başlar ve bakteriler için oldukça verimli tutunma alanları oluşturur. Diş taşları uzaklaştırılmadığı taktirde plak tutunumunun önüne geçilemeyecektir ve buna bağlı olarak gingivitis ortadan kalkmayacaktır.

Bağışıklık sistemi ile ilgili faktörler: Bağışıklık sistemi baskılanmış olan hastalarda bazen çok fazla bakteri plağı ve diş taşı olmamasına rağmen şiddetli gingivitis vakaları görülebilmektedir. Özellikle strese bağlı oluşan bağışıklık sistemi baskılanmaları, kemoterapi alımı, immunosupresif ilaç kullanımı gibi durumlar diş eti enfeksiyonu oluşumunu aniden tetikleyebilir. Bu gibi durumlarda enfeksiyon tedaviye çok fazla cevap vermez.

Gebelik: Hamile olan kadınlarda hormonal dengenin bozulmasına bağlı olarak diş etlerinde oldukça büyük şişmeler meydana gelebilmektedir. Normal şartlar altında çok fazla enfeksiyona sebep olmayacak miktarda diş taşı ve bakteri plağı hamilelik esnasında şiddetli enfeksiyonlara sebebiyet verebilmektedir. Bundan dolayı gebelik başlangıcında kadın hastalar mutlaka diş hekimine başvurmalı ve gebelik boyunca gerekli kontrollerini yaptırmalıdır. ( Çok nadir olarak gebe hastalarda dişetinde hamilelik tümörü adı verilen tümörler oluşabilmektedir. genellikle kendiliğinden ortadan kaybolması beklenirken beklenen olmazsa cerrahi olarak çıkarılması gerekir.)

Lösemi: Lösemi hastalarında meydana gelen kan hücrelerindeki kontrolsüz artışlar vücudun birçok yerini etkilediği gibi diş etlerini de etkilemektedir. Kontrolsüz çoğalan hücreler diş etlerine gelerek buralarda yoğunlaşma sağlarlar ve buna bağlı olarak diş etlerinde ödem ve enfeksiyon meydana gelir. Bu gibi hastalarda da kemoterapi aralarında gerekli tedaviler hastanın kendi doktorunun izniyle yapılmalı ve durum kontrol altında tutulmaya çalışılmalıdır. 

Bazı ilaçların kullanımı: Epilepsi, tansiyon, şeker hastalıkları ve bazı psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar diş eti büyümelerine sebebiyet vererek gingivitis oluşumunu tetikleyebilmektedir. Bu gibi durumlarda hastanın doktoruna danışılarak ilaçların değiştirilmesi gerekebilmektedir.

BÖLÜM 3
Gingivitis Tedavisi

Diş taşı temizliği: Diş taşları ve bakteri plakları olgunlaştıktan sonra hasta tarafından her ne kadar diş fırçalaması yapılsa da uzaklaştırılmaları mümkün değildir. Bundan dolayı hasta diş hekimine başvurararak gingivitisin en önemli tedavi aşaması olan diş taşı temizliğini yaptırmalıdır. Her insan diş taşları temizlendikten sonra yaklaşık olarak 6 ay içerisinde yeniden diş taşı meydana gelmiş olacağından hasta 6 ayda bir diş temizliği yaptırmalıdır. Risk altındaki hastalarda bu süre kısalırken sağlıklı ve iyi ağız hijyenine sahip hastalarda bu süre uzayabilir.

Ağız hijyeni eğitimi verilmesi: Gingivitisin tedavisinin ilk temel taşı diş taşı temizliğiyken ikinci temel taşı hekimin hastaya ağız ve diş hijyenine dair eğitim vermesi ve onu motive etmesidir. Yapılan diş taşı temizliği ve plak uzaklaştırılmasının ardından hasta ağız hijyenine önem göstermezse yapılan tedavinin değeri oldukça azalmaktadır. 

Gargaraların kullanımı: Gargara kullanımı gingivitisin kesinlikle öncelikli tedavisi değildir. Yalnızca yapılan diş ve kök yüzey temizliğine destekleyici olarak bazı gargaralar kullanılabilmektedir. Doktor hastanın durumuna göre gargara tavsiyesinde bulunabileceği gibi birçok vakada kullanımına gerek kalmamaktadır. Tek başına gargaraların kullanımının gingivitisin tedavisinde yeri yoktur.

Ara yüz fırçası ve diş ipi kullanımı: Dişlerinin arasında boşluklar olan hastalarda veya köprü gibi sabit protez kullanan hastalarda normal diş fırçaları ile yapılan fırçalama yeterli olmayabilmektedir. Bu gibi hastalarda ara yüz fırçaları hastaya önerilerek hastanın etkili bir temizlik sağlaması amaçlanır. Normal dizilimde dişlere sahip hastalarda ise diş ipi kullanımı diş eti enfeksiyonlarını azaltacağı gibi diş çürüklerini önlemede de fazlasıyla başarı sağlayacaktır.

BÖLÜM 4
Gingivitisin Önlenmesi

Düzenli diş fırçalama: Dişlerin düzenli olarak fırçalanması, diş ipi kullanımı ve doğru tekniklerle diş fırçalamasının yapılması gingivitisin oluşmasını engelleyici en etkili yöntemlerdir. Hastalar sabah ve akşam olmak üzere günde 2 defa her seferinde fırçalamaya en az 2 dakika zaman ayırmalıdır. 

Düzenli hekim kontrolü: Hastalar diş hekimlerini ortalama 6 ayda bir ziyaret ederek gerekli kontrollerini yaptırdıkları ve hekim tavsiyelerine uydukları taktirde gingivitis açısından daha az riskli hale geleceklerdir. Çok riskli hastalarda kontroller  aydan aya bile olabileceği gibi hekimin uygun gördüğü durumlarda iki kontrol arası 1 seneye kadar çıkabilmektedir.

Sigara kullanımının azaltılması: Sigara kullanımı diş etlerindeki kan dolaşımını bozarak diş etlerini enfeksiyona yatkın hale getirdiği gibi diş taşı oluşumunu da stimüle ederek plaklar için tutunma alanı yaratır. Bundan dolayı sigara kullanımının azaltılması veya tamamen bitirilmesi gingivitis oluşum riskini de azaltacaktır.

Bu İçeriğe Tepki Ver

2
Bravo
0
Sevdim!
0
Çok iyi!
0
Hoş değil!
0
Yok artık!
0
Kızgın:!
0
Çok acı!

Üyelerimizin Yorumları

Yazar Bilgisi

Güneş Yanığı
Prosopagnozi (Yüz Körlüğü)
Göz Tansiyonu
Menisküs
Fıtık
Diyabet
Sinüzit
Klamidya