Aklın Temel İlkeleri

Yanlış düşünmenin önüne geçmek için bazı mantık ilkeleri kullanılır. Genel olarak 3 mantık ilkesi ele alınır; fakat 17. yy. da Leibniz tarafından bir ilke daha eklenmiştir. Aklın 4 temel ilkesi şunlardır:

  1. Özdeşlik İlkesi
  2. Çelişmezlik İlkesi
  3. Üçüncü Halin Olanaksızlığı İlkesi
  4. Yeter-Neden İlkesi

BÖLÜM 1
Mantık

1. Mantığın Amacı 

ifadeleri doğruluk ve yanlışlık açısından inceleyerek değerlendirmektir. İki ana sayıdan oluşur: "1" sayısı doğru, "0" sayısı yanlış olarak kabul edilir. Mantık konusunda, düşünme faaliyeti bir  "akıl yürütme" olarak adlandırılır. Akıl yürütme, verilen bilgilere dayanarak yeni bir bilgi çıkarma işlemidir. 

2. Mantığın Özellikleri

  • Doğru düşünme yollarını araştırır.
  • Deney-gözlem yoluna başvurmaz.
  • Düşünme yöntemleri geliştirir.
  • Kendisine ait araştırma teknikleri vardır.

3. Mantık İle İlgili Kavramlar

  1. Kavram: Bir nesnenin akıldaki görüntüsüdür.
  2. Terim: Kavramların dildeki en sade açıklamasıdır.
  3. İçlem: Bir kavramın taşıdığı özelliktir.
  4. Kaplam: Kavramların taşıdığı alt gruplardır.
  5. Önerme: Yargı ifade ederek doğruluk değeri alabilen ifadelerdir.
  6. Öncül: Akıl yürütme kaynaklarıdır.
  7. Sonuç: Akıl yürütmede elde edilendir.
  8. Doğruluk değeri: Önermeye yüklenen "doğru" veya "yanlış" değerleridir.
  9. Geçerlilik-Geçersizlik: Akıl yürütmelerin "doğru" veya "yanlış" kontrolüdür.
  10. Mantık Doğrusu-Bilgi Doğrusu: Mantık doğruluğunda sonuç çıkarma, bilgi doğruluğunda önermelerin içeriği önemlidir.

4. Düşünme Biçimleri

  1. Analoji(özelden-özele): Benzerliğe dayanarak, yargı genellemesi yapmaktır.
  2. Tümevarım(özelden-genele): Özel olandan genel olana doğru gitmektir.
  3. Tümdengelim(genelden-özele): Genel olandan tekil olana doğru gitmektir.

 

BÖLÜM 2
Özdeşlik İlkesi

Benzerlikten farklı olarak, bir şeyin kendisiyle aynı olduğunu savunan mantık ilkesidir. Bu ilkede önerme, başlangıçta neyse bittiğinde de odur ve bir önermenin değeri anlamı ile belirlenir. Bazı kaynaklarda A=A gibi tanımlar yapılsa da, eşitlik ve aynılık birbirinden farklı kavramlardır. Bu yüzden A/A'dır şeklinde tanımlanırsa daha doğru olacaktır. Bir önermenin anlamı değişmediği sürece doğruluk değeri daima aynı kalır. Özdeşlik ilkesi, tek başına anlam ifade etmez. Bir anlam ifade etmesi için diğer ilkeler ile ilişkili olması gerekmektedir. Özdeşlik ilkesinin haricindekiler, özdeşlik ilkesine karşıttırlar; yani özdeşsizdirler.

Örnek olarak:

  • Öğrenci öğrencidir.
  • İşçi işçidir.
  • Mustafa Koca, Mustafa Koca'dır.

Bu ilke farkında olmaksızın hayatın her alanında kullanılmaktadır. Eğer özdeşlik ilkesi zihinde kendiliğinden işliyor olmasaydı, hayatta büyük bir karmaşa doğardı. Özdeşlik ilkesi, Leibniz tarafından yasa hâline getirilmiştir.

BÖLÜM 3
Çelişmezlik İlkesi

Herhangi bir varlığın aynı anda iki farklı durumda olamayacağını ifade eder. A/-A değildir şeklinde gösterilir. Çelişmezlik ilkesi, özdeşlik ilkesine cevap verir. Bir varlığın başka bir varlıkla aynı olduğunu düşünmek çelişkidir. İlk kez Aristoteles tarafından ortaya atılan ilkedir. Aristoteles'in tanımı: "Aynı yüklem ya da niteliğin, aynı özneye, aynı bakımdan hem ait olması hem de ait olmamasının olanaksız olduğunu ortaya koyan akıl ilkesidir."

Örnek olarak:

  • Mustafa Koca uzundur, Mustafa Koca kısadır. 
  • Mustafa Koca evlidir, Mustafa Koca bekardır. 
  • Mustafa Koca vardır, Mustafa Koca yoktur.

BÖLÜM 4
Üçüncü Halin Olanaksızlığı İlkesi

Lâtince “Tertium non datur” olarak bilinen ilke, bir önermenin doğru ya da yanlış olduğunu ifade eder. Bir yargının ancak bir sonucu vardır; ya doğrudur ya da yanlıştır. Üçüncü durum düşünülemez. Buradan yola çıkılarak Özdeşlik ve Çelişmezlik ilkelerinin tamamlayıcısı olduğu anlaşılmaktadır. Sembolik mantıkta AV~A(A veya A değil) biçiminde tanımlanır.

Örnek olarak:

  • 2 ya tektir ya çifttir.
  • Mustafa ya uzundur ya kısadır.
  • Ekmek ya tazedir ya bayattır.
  • Bardak ya doludur ya da boştur.

 

BÖLÜM 5
Yeter-Neden İlkesi

17. yüzyılın ortalarında W. Leibniz (Laypniz, 1647-1716) tarafından mantığın diğer ilkeleri arasına katılan ilkedir ve Leibniz'e göre her yargının doğruluk nedeni bir başka yargıdır. Bir yargının sebebini sorgulayan mantık ilkesidir. Bir yargı oluştuğunda, oluşma sebebinin yeterli olup olmadığını öne süren mantık ilkesidir. Oluşan yargının yeterli sebebi olmadıkça doğruluğundan söz edilemez. 

Alıntı:

  • "Olumsalla zorunlu arasındaki ayrım gerçekle olası, varoluşla öz arasındaki ayrımla özdeştir. Bu ayrımın kökeni tanrısal iki niteliktedir, özlerle ilgili olan anlıkta ve varoluşlarla ilgili olan istemdedir" (E.Bréhier).
  • "Doğrular iki çeşittir, usavurmayla ilgili doğrular ve olguyla ilgili doğrular. Usavurmayla ilgili doğrular zorunludur ve karşıtları olası değildir, olguyla ilgili doğrular olumsaldır ve karşıtları olasıdır."(W.Leibniz).

 

Bu İçeriğe Tepki Ver

6
Bravo
6
Sevdim!
0
Çok iyi!
0
Hoş değil!
0
Yok artık!
0
Kızgın:!
0
Çok acı!

Üyelerimizin Yorumları

Yazar Bilgisi

avatar
Yazar
İkindi Namazı
Sabah Namazı
İştar
Amişler (Amishler)
Paskalya Yumurtası
Artemis (Diana)
Yggdrasil