Frida Kahlo

Frida Kahlo

Magdelana Carmen Freida Kahlo y Caldeon (6 Temmuz 1907, Coyocan, Meksika), önemli bir sürrealist ressamdır. Meksika' nın bir simgesi ve kültü diyebileceğimiz Frida Kahlo; 1970' li yıllarda feminizmin ilgi odağı oldu. Çalışmaları daha çok farkındalığı olan, hüzünbaz fakat bir o kadar da kendinden emin kadın portrelerinden oluşuyordu. Folkrik unsurlar ve sembollerle perçinlediği otoportreleri, sessiz bir propogandaymışçasına üzüntü, acı ve direnişi betimliyordu. Öyle ki resimlerinin boyutları küçük ölçeklere sahip olsa da yirminci asırda ününe ün katarak Kahlo'yu bir idol haline getirdi.

BÖLÜM 1
Meksika'daki Yaşamı

 Frida, Meksika' nın Coyoacan semtinde üç kız kardeşi ile büyümüştür. Babası Alman bir fotoğrafçı ve annesi de Kızılderili kökende; Katolik mezhebine mensuptu. Babasıyla her daim özel bir bağı olan Frida, altı yaşına geldiğinde amansız bir şekilde hastalandı. Tıp kendisine çocuk felci tanısı koymuştu akabinde tam dokuz ay yatağa mahkum oldu. Felç olan sağ bacağı ve sağ ayağındaki ağrı yıllar boyu şiddetle devam etti. Bu hasar yüzünden yaşam boyu aksayarak yürümek zorunda kaldı.

Onbeş yaşına geldiğinde meşhur Ulusal Hazırlık Okulu'nda okuyordu. Frida'nın gözünde kendisinin rahatsızlığı da gelişme kaydediyordu. Giysilerini hep dikkat çekici renklerden seçiyor; atalarının eskiden kalma takılarını takarak insanlar arasında dikkat çekiyordu.

Eğitiminin ilk yıllarında okulun amfisinde Dieoga Rivera'nın eserleri sergileniyordu. Frida'nın dikkatini çarpıcı bir şekilde çeken bu çalışmalar; kendisinin ilgisini bir anda Rivera'ya yöneltti. Bu ilgi ve çekim; aralarındaki yaş farkına rağmen dolu dizgin bir aşkın başlamasını sağladı. O günlerde siyasi bir topluluğun lideriyle flört eden Frida; 1925'te talihsiz bir kaza geçirdi. Çiftin yolculuk ettiği otobüsle bir tramvay çarpışmıştı bu kaza sonucu Frida'nın vücudana demir bir çubuk saplandı, sol kalçasını parçalayarak üreme organlarına etkin bir zarar verdi. Maalesef leğen kemiği ve omurgası da tehlikeli bir boyutta hasar aldı. Bu kazanın akabinde Frida Kahlo'nun hayatı, yaşamı boyunca ağrılarla dolu geçti. Fakat bu acı ve ağrılarla geçen zaman dilimleri, onun sanatında kendine has bir yer bulmasını sağladı.

BÖLÜM 2
Sessiz isyanın tablolaşması

  •  1932'de Henry Ford Hastanesi' adlı portresini yaptı. Bu eseri ikinci düşük bebeği için çektiği acıları betimliyordu. öyle ki, cenin ve pelvik oluşumları objeleştirerek yatalak bir kadının damarlarını besleyen bir kan damarı şeklinde tasvir etmişti..
  • 1944'te Kırık Sütun'u resmetti. Tabloda trafik kazasında tepesinden kalçasına kadar zarar gören omur iliğini ve leğen kemiğini çivilerle derisine zımbalanmış gibi betimlenmiştir. Başı öne eğili kadın figüründen göz yaşları yere damlar.
  • 1951'de kendisininde sağlık durumu giderek kötüleşmeye başlamıştır. Bu yüzden tekerlekli sandalye kullanmaya başlamıştır. Tasvir ettiği otoportresi gene ruhsal karmaşısını konu alır. Kenidisini oturduğu yerden bir eliyle ressam paleti yerine kendi kalbini tutar biçimde; diğer eliyle de kanlı fırçaları kavramış olarak betimler.

BÖLÜM 3
Frida İçindeki Işığı Farkediyor

Uzun seneler boyunca tedavi gören Frida, kendini artık resim sanatına vermeye başladı. Daha önceden de içine bir yerlerde bu kıvılcımları hisseder gibi olmuştu. İşte tam da o yatağa çakılı döneminde adeta bir meydan okuyuş süreci başladı onun için.. Yarım kalan bir otoportresini sonlanıdırarak Gomez Arias'a hediye etti. Sürekli portre ağırlıklı çalışıyordu, çevresinde bulunan hemen hemen her yakının portresini yapmıştı. Bununda yanında natürmort çalışmaları da bulunuyordu. 

Çalışmalarında gerçeküstücülük, gerçekçilik ve sembolizmden izler gördüğünü iddia edenler olsa da, aslında tüm bu tanımlanabilir akımlarla arasına set çekmişti. Kendi memleketini ve yerli geleneklerini ön plana çıkarmayı amaçladı. Kahlo'nun aslında babasının fotoğraflarından da etkilendiği söylenmekteydi; aynı zamanda biricik aşkı Diego Rivera'nın resimlerinden bir çok teknikten ilham aldığı kulisi verilmişti.. Bu söylemler tamamen yanlış olmamakla birlikte; asıl olan şuydu ki, Frida Kahlo kendi markasını oluştururcasına kendi içindeki özgünlüğüni dinledi. Perspektif anlayışı gerçekten çok başarılıydı ve insanların figüratif resimlere ilgi uyandırmasını sağlamıştı.

Çalışmaları ve eserleri zamanın soyut anlayışla resmen zıtlaşsa da, en kişisel dramatizelerini dahi duru bir biçimde resmettiği için olsa gerek; adeta bir hikayenin mısralarını okuyormuş gibi tasvirdeki her ayrıntıyı bizlere ayna gibi yansıtmaktadır.

BÖLÜM 4
Geciken Onore

Kahlo Meksika'da 1953'te kendi resimleriye açılan sergiyi görmek için ambulansla gitmişti. Sağ bacağıysa çok yakın bir zamanda kesilmişti. Gittikçe kötüye giden sağlığı bu sergiyi vefatından önce geç kalmış bir saygı duruşu olarak nitelendirtti. Çünkü kendi ülkesinde kendi adına açılan ilk ve tek sergi bu sergiydi..

BÖLÜM 5
Diego ve Frida

Frida'nın Diego Riveray'la dillere destan aşkından da bahsedersek; eserlerinin ünlenmeye başladığı dönemlerde çiftin yaşadığı ilişkinin şiddeti çok konuşuldu ve asla unutulmadı. Bir tarafta acı ve içsel baskılarla savaşan bir kadın ve diğer tarafta olgun fakat yılların ressamının hareketli hayatı..İlk tanıştıkları 1928'de dünya evine giren iki sevgili; aynı siyasi görüşü paylaşıp aynı partiye üye oldular; aynı sanatsal tutkuyla beslenip aynı kavgalarını ilişkilerine de yansıttılar. Bir dizi git gel yaşadıktan sonra boşandılar. Fakat bu boşanma ikisine de öyle büyük acı yaşattı ki, tekrar evlendiler. İkinciyi de boşandılar.. Bu derin ihtiras bitmek bilmiyordu, biribirinden yoksun yaşayamayacaklarını bildiklerinden, bitişik evler tuttular bu sefer de. Kağıt üstünde boşanmış şekilde ilişkileri devam etti. 

Diego Rivera, her zaman karısının sanatına saygı duydu ve onun çok kuvvetli bir destekçisi oldu. Birlikte geçirdikleri zamanın derinliği, daha da geçirebilecekleri zamanın derinliğini boyar gibiydi adeta.. Paylaşımları her konuda üst seviye ve sınırlardaydı.

1954'te akciğer iltihaplanması sonucunda Kahlo vefat etti. Vefatından hemen sonra yaşadığı ev, tüm eserlerinin sergilendiği bir müze haline getirildi.

Kaynaklar

  1. Sanat 101, Eric Ggrzymkowski

Bu İçeriğe Tepki Ver

1
Bravo
1
Sevdim!
0
Çok iyi!
0
Hoş değil!
0
Yok artık!
0
Kızgın:!
0
Çok acı!

Üyelerimizin Yorumları

Yazar Bilgisi

Aziz Sancar
Ali Atay
Demet Akbağ
Steven Holl
Amedeo Modigliani
İvan Pavlov
Bergüzar Korel